25 Mayıs 1876 Perşembe, öğleden sonra üç suları Üsküdar
Boşuna üzmeyin efendim kendinizi, bakın geliyor işte, geliyor efendim. Yalnız, maalesef öyle, hayır arkasında kimse yok, yalnız efendim, bahçe kapısından şimdi içeri girdi. Peki efendim, hemen kapıyı açıyorum.
Ekrem Ziya Paşa sizinle önemli bir mevzuu hakkında konuşacaklarmış efendim. Buyurun Osman Hamdi Bey sizi bekliyor.
Hangi cüretle! Yazık size! Bir de utanmadan evime kadar geliyorsunuz. Bu yüzsüzlük, evet yüzsüzlük başka bir şey değil. Anlatmayın anlatmayın. Yalan dolanla işim olmaz benim. Durun bir dakika! Belki… Hayır! Bu sizin yaptığınız bağışlanamaz. İzah mı? Namuslu adam bunu yapmaz efendim yapmaz. Gitmeyin, durun bir dakika bekleyin. Belki… Olmaz mı olmaz ama ya olursa? Bir teklifim var. Nalân Hanım. Evet, ablanız Nalân Hanım. Acaba diyorum… Anlayın işte. Hem suçlusunuz hem de kızgın, öfkelenmeyin efendim. Ahlaksızlık mı? Ben, kapıda kalmış ablanızın iyiliğini düşünmüştüm... Sizin hepten gözünüz dönmüş. Bakın, diyorum ki ablanıza bir çıtlatsanız. Tamam, sizin için umut olmayabilir, ama o garibin suçu ne? Birbirimize hakaret ederek bir yere varamayız efendim varamayız. Bir konuşsanız, gönlünü çelseniz diyorum, belki o zaman sizin üzerinizdeki leke de siliniverir, bakarsınız eskisinden de güzel günler sizin olur. Ne diyorsunuz, kabul ediyor musunuz? Cevap verin, kabul ediyor musunuz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder